6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Ortak Hükümler bölümü altında 154. maddede “Tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları” düzenlenmiştir.
Söz konusu madde hükmü, ortak hükümler bölümünde düzenlenmiş olup tüm sınai haklar açısından geçerlidir. Bu makale SMK’nin 154. madde hükmünü sadece marka hukuku yönünden değerlendirmektedir.
SMK MD. 154
Tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları
(1) Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz.
(2) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğ edilir.
(3) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, hükümsüzlük davasıyla birlikte de açılabilir.
(4) Mahkeme, 99 uncu maddenin üçüncü veya yedinci fıkrası ile 143 üncü maddenin onuncu veya on ikinci fıkrası uyarınca yapılan yayımdan önce, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak karar veremez.
Bilindiği üzere, marka hakkına yönelik bir tecavüz durumunda, hak sahibine yasal yollarla haklarını koruma imkânı tanınmıştır. Ancak bazı durumlar için menfaat sahibine, tam tersi yönde bir hukuki önlem alma fırsatı da kanunda tanınmıştır.
Bir diğer ifadeyle, bir marka ile ilgili işlem yapmayı planlayan kişi ileride bir dava ile karşılaşmamak için, fiillerinin tecavüz oluşturmadığının tespitini mahkemeden isteyebilir. İşte bu noktada devreye, sınai mülkiyet haklarına tecavüzün olmadığının tespiti davası girer. Yukarıda yer verildiği üzere bu dava, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 154. maddesinde hüküm altına alınmıştır.
Söz konusu maddenin lafzından anlaşılacağı üzere tecavüzün olmadığının tespiti davası menfaat sahibinin, hak sahibinin marka hakkının ihlal edilmediğini kanıtlamak için başvurabileceği bir hukuki süreçtir. Bu dava, menfaat sahibine asılsız iddialarla mücadele etme yönünden pratik ve etkili bir yöntem sunmaktadır. En önemlisi ise, itibarının zedelenmesini önleme imkânı tanımakta ve haksız iddialara karşı güvence sağlamaktadır.
Tüm hukuki süreçlerde olduğu gibi bu davada da öne sürülecek deliller, tecavüzün mevcut olmadığının tespitinde çok önemlidir. Mahkeme sunulan delillerin incelenmesi ve davacının lehine bir karar çıkması durumunda; marka hakkının meşru olduğu ve ihlal edilmediği mahkeme kararıyla tescil edilmiş olur.
Anılan dava niteliği itibariyle özgün bir menfi tespit davasıdır(1). Bu davayı menfaati olan herkes, marka hakkı sahibine karşı açabilir ve fiillerinin marka hakkına tecavüz teşkil etmediğinin tespitini talep edebilir.
Ancak burada önemle değinmek gerekir ki bu dava, madde hükmünde de belirtildiği üzere; marka hakkına tecavüzden dolayı kendisine karşı dava açılmış bir kişi tarafından açılamaz. Karşı dava olarak da ileri sürülemez(2). Nitekim tecavüz nedeniyle açılmış bir davanın varlığı halinde, tecavüzün mevcut olup olmadığının tespiti bu davada zaten tartışılacaktır. Dolayısıyla bu durumda, menfi tespit davası niteliğindeki “tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin davayı” açmakta menfaat kalmayacaktır. Yerleşik yargı içtihatlarında da, bir başka dava ile menfi tespit talebi ileri sürülebilecek ise; ayrıca menfi tespit davasının açılmasında hukuki yarar olmadığı belirtilmiştir.
Ayrıca 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte, bildirim yapılmasının bir dava şartı olmadığı kanunda açıkça ifade edilmiş; yine eski mevzuattan farklı olarak da davanın açılmasından önce bir bildirimde bulunmak isteyen taraf, bunu noter aracılığı ile olmaksızın gönderme imkanına sahip olmuştur.
Sonuç olarak, marka hukuku yönünden; “tecavüzün olmadığının tespiti davası” önemli bir hukuki araçtır. Menfaat sahibi kişiye, tecavüz davasının açılmasını beklemeden; herhangi bir ihlale sebebiyet vermediği yönündeki iddialarını öne sürme ve mahkeme kanalıyla tespit ettirme imkânı sağlaması açısından çok değerlidir.
Av. Eylül EVREN
DİPNOTLAR:
1: TEKİNALP, (2012), s. 476; KARAN / KILIÇ, s. 565; ARKAN, Marka II, s. 233; KAYA, s. 282. Bkz.
Yargıtay 11. HD. 15.01.2004, E. 2003/12428, K. 2004/255 (KARAN / KILIÇ, s. 566).
2: MERAN, Marka Hakları ve Korunması, s. 235.